Bitmeyen Doğum Hikayesi Yaptım! Oldu…

Hani erkeklerin meşhur bitmeyen askerlik anıları vardır ya kadınların da doğum hikayeleri anlata anlata bitiremeyecekleri cinstendir. Hele de normal doğumun çok özel bir şeymiş ve herkes yapamazmış gibi bir algının oluştuğu günümüzde normal doğum yaptılarsa…

38.hafta kontrolünün ardından gelmemeye kararlı olduğuna inanmaya başladığım oğlum 3 gün sonra ben geliyorum dedi. Ama başta ciddiye almadım desem yalan olmaz. Güne bel ağrısıyla başlamıştım. Çok da önemsemedim. Çünkü son haftalarda bitmeyen bel ağrısını keşfettiğime emin olmuştum. Herkesin doğumunun başlangıcı farklıdır. İlk doğumum bel ağrısıyla başladığı için bu ağrı basit geldi. Hatta o kadar önemsemedim ki zincir marketlerden birinden alışveriş yapmaya gittim. Beğendiğim ürünü birinde bulamayınca öbürüne bile gittim. Evi toparladım, elektrik süpürgesi bile taktım.

Akşam olduğunda 2-3 saatte bir gelen bel ve kuyruk sokumu bölgeme vuran bir ağrı vardı; birkaç gün önce de olduğu için çok önemsememiştim. Nasıl olsa son NST’de bu ağrılara rağmen hiç sancı ve ağrı çıkmamıştı. Demek ki bir şey yoktu. Akşam dokuz gibi ağrılar daha da artmaya başladı. Geçer diye düşünüyordum. Ama geçmedi giderek artıyordu. Uyumayı denedim, biraz uyudum diyebilirim. Ancak gece yarısından sonra ağrı süresi 15 dakikaya kadar düşmeye başladı. Hala direniyordum, nasıl olsa bugüne kadar herhangi bir gelme belirtisi vermemişti. Yine yanlış uyarı olabilirdi. Saat üç olduğunda artık 7 ila 10’ar dakikada bir ağrılar geliyordu ve gerçekten sertti. Ayaktayken çok canım yanmıyordu ama yatar vaziyette ağrıya yakalanırsam iflahımı kesiyordu desem yalan olmaz. Hekimime whatsup üzerinden mesaj attım. Ama doğal olarak o saatte uyuyordu ve yanıt gelmedi. Kısacık çaldırdım. Hemen geri döndü. Durumu anlatınca hastaneye git hemen dedi. Ağrı sıklığı giderek artıyordu. Çivi çiviyi söker mantığından hareketle kaynar suyla bir duş aldım. Eşim ilk doğumda da başımıza ne geldiğini anlayabilecek vakit bulamadığı için hala yalancı sancıdır geçer modundaydı. Oğlum her şeyden habersiz odasında uyuyordu. Son zamanlarda o da isyandaydı. Niye bu kadar uzun sürdü. Neden kardeşim hala doğmadı diye… Bilse doğumun ne olduğunu ‘Anne karnında taşı daha iyi olur’ derdi eminim. Neyse hazırlandık ve çıktık. Hastaneye ulaştığımızda artık ağrılar 2-3 dakikada bir geliyordu. Nöbetçi kadın doğum uzmanı muayenesinde açıklık 7-8 cm civarındaydı. Hemen kendi hekimimi aradı. Önce odaya aldılar. Hazırlayalım dediler. Tam ameliyat önlüklerini giymiştim ki yardımcı sağlık personeli gelerek bekletmeyeceğiz sizi doğumhaneye alıyoruz dedi. Tek başımaydım. Eşimi yatış işlemleri için yönlendirmişlerdi. Yanımızda başka kimse de yoktu. Bir anda kendimi doğumhanede buldum. Allahtan tüm ekibi tanıyordum. Hazırlıklarım yapıldı ve bir anda karşımda Ayşe Hoca’yı gördüm. Haber verildikten tam 10 dakika sonra yanımdaydı. Sonrası mı önce sohbet sonra çığlıklarla devam eden ve sonunda mucizemi kucağıma aldığım çok özel bir doğum yaptım. Benim için dünyanın en güzel varlığını, abisinin kopyası minicik oğlum Mert Başar’ı kucağıma aldım ve bir kez daha inandım.

Kapıdan girdiğim an ağrılarıma rağmen beni rahatlatan nöbetçi hekimimiz Op. Dr. Şükran Kozalı, hazırcevaplığını ve yüreğinin güzelliğini çok sevdiğim Ebem Özlem Ateş, anne şefkati gösteren Yardımcı Sağlık Personeli Hasine Certel ve en önemlisi bana sadece hekimlik değil; ablalık da yapan birtanecik hekimim Op. Dr. Ayşe Kara iyiki vardınız hep var olun emiJ Bu ekip doğum ekibiydi. Bu ekipte olmak için çok uğraşan, ikinci defa anne olacağımı öğrendiğimde yanımda olan; hatta benden daha önce öğrenip ortalığı ayağa kaldıran Müberra Cesur iyiki varsın. Tüm süreçte yanımdaydın varsın doğumda olma hiç önemli değil! Hakkını ödeyemem. Oğlumun teyzesi oldun. Sırada yatan hasta katında ilgilerini hiç esirgemeden ben ve oğlumla ilgilenen hemşireler, hasta hizmetleri personelleri ve oğlumun doktoru var. Miyase Gül Tanverdi, kendisi de hamile olmasına rağmen çocuk gibi benimle ilgilenen Sultan Kıran, Nurcan Otu, Nur Delioğlu, adını bilmediğim ve hatırlayamadığım hemşireler (hepsinden tek tek özür diliyorum, onlar kendilerini çok iyi biliyorlar) Nezahat Balcı, o günkü kat sorumlusu Gürkan Hülya Süthan, yatış işlemlerini yapan Adem Demirtaş, çıkış işlemlerini yapan Sevil Erdal, iki oğlumun biricik doktoru İzlem Göçmen, ziyaretleriyle beni çok mutlu eden tüm arkadaşlarım (hepinizi tek tek yazmaya çalışırsam atlayacağım bir isim olur endişesi yaşıyorum, bu yüzden tek tek yazmıyorum, hepiniz kendinizi ve beni ne kadar mutlu ettiğinizi çok iyi biliyorsunuz) parçası olmaktan gurur ve mutluluk duyduğum ekibin biricik üyeleri Banu Bican, Elife Çapkınoğlu Yücel, Kemal Sevindi, Mehmet Fatih Dayan, Sercan Kaya varlığınızla mutluluğumu artırdınız. İyiki varsınız.

Diğer Yazılar

Popüler Yazılar

Hem Tembel Hem Anne!

Uzun zamandır yazmak için oturulan bu bilgisayarın başı uzun süredir yazmak için...

Kadın olmak mı öldürülmeden yaşamaya çalışmak mı?

Anne olmak mı zor kadın olmak mı ya da öldürülmeden yaşamaya çalışmak mı? Aslında bu...

En Baba Dembaba mı?

Futbolun ‘F’sinden anlamayan ben nasıl böyle başlık attım. Hiçbir fikrim yok. Ama hoşuma gitti....

İçimde Doymayan Bir Dev Var!

Var mı var vallahi! Hamileliği 6,5 kiloyla tamamlayarak doktorunu bile dumura uğratan ben doğumdan...

Sirkeli Suya Veda; Ilık Duşa Merhaba!

Yüksek ateşle imtihanımız devam ederken aslında doğru bildiğimiz ya da doğru olduğunu sandığımız şeylerin...

Yüksek Ateş Git Başımızdan!

Bugün yüksek ateşle imtihanımızın 3. günü. Bu 3 gündür ne uyku uyudum ne de rahat...

Kategoriler

Yorumlar

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here