Hem Tembel Hem Anne!

Uzun zamandır yazmak için oturulan bu bilgisayarın başı uzun süredir yazmak için düşünülen ama bir türlü harekete geçilmeyen zaman dilimleri. Karşılıklı suçlamalar ki bu suçlamalar tamamen şahsım ve yine şahsım arasındadır. Neden hala yazmaya başlamadığıma anlam veremediğim düşünceler. Ömrünü çalışmaya adamış bir insanın söz konusu kendisiyle ilgili çalışmalar olduğunda bu kadar tembel olabileceğine kimse inanmaz. Ama inanmalısınız. Çünkü ben bu inancı yıkmak üzerine dünyaya gelmiş insanların başında geliyorum desem. Başkasının işi olduğunda -ki meslek hayatımda çalışma arkadaşlarım tarafından defalarca ‘bu kadar çalışma bizden de beklenir’ diye uyarılan kaç kişi vardır merak ediyorum- nefes almadan çalışan, o işi yetiştirene kadar gecesini gündüzüne katan, ama kendine ait zaman dilimi olduğunda dünyanın en tembel insanına dönüşen ben. He bir de benim yazı yazma konusunda sıkıntım yok. En azından bilgisayarda yazma konusunda. Bu kadar tembel insanın 10 parmak f klavye yazma deneyimi de var. Ama bunlar bile tembelliğimi durdurmaya yetmiyor. Sürekli bahaneler üreten ben bir türlü harekete geçemiyorum. İlham perisi mi desem yoksa kafamdaki beş yüz bin tane tilkinin kuyrukları değmeden dolaşmalarına rağmen onların da kafalarının karışık olması mı desem? Yoksa ne yazacağıma ya da nereden başlayacağıma dair hiçbir fikrim olmaması mı desem? Bilmiyorum bu sorunun yanıtını… aslında biliyorum da itiraf edesim yok. Ne yazayım diye düşünürken ‘a bunu yazarsam olmaz, a bunu yazarsam yarım kalır, a bu konuda söyleyecek çok sözüm var ama hep didaktik ya da ironik yazdım acaba olması gerektiği gibi yazabilir miyim? Ya da yılların verdiği basın bülteni ve tanıtım metni yazma güdüm beni farklı bir şeyler yazmaktan men mi ediyor. Bırakamıyor muyum kendimi klavyenin akışına. Nasıl olsa aklımdan geçenleri aynı anda parmaklarım ekrana aktarmıyor mu? E ne duruyorum o zaman. Ama dedim ya ne yazacağım. Anılar mı? Aşk romanı mı? Çocuk masalı mı? Yaşanmışlıklar mı? Hayaller mi? Ki hayaller konusunda pek iyi olduğum söylenemez. Realizmin dibine vuran ve bazen karşısındakinin bile hayallerinin gerçekleşmeyeceğini çat diye suratına söyleyen biri olarak çok daha hayallerimin peşinde koştuğum söylenemez. Hayal tabii ki kurdum, ama olmadıkça onu da bıraktım. Ya tamam kabul ediyorum ben tembelin hasıyım. Valla yazdıkça fark ediyorum ben gerçekten tem-be-lim! Hem de çifte kavrulmuş vaziyette….

Tembelliğim ruhumdan çocuklarıma da geçiş yapsaydı dediğim günleri geçiriyorum ama. Nefes almadan konuşan -ki benim kadar geveze bir insanı bile gölgede bıraktı- büyük oğlumla, ya ben birinciden deneyimliyim ilki kadar yaramaz başka çocuk olamaz lafımı bana tek lokmada yutturan küçük oğlum azıcık tembel olsalardı diye dua eder vaziyetteyim. Deli miyim? Yok henüz değil! Ama delirmek üzereyim onun farkındayım.

Diğer Yazılar

Popüler Yazılar

Hem Tembel Hem Anne!

Uzun zamandır yazmak için oturulan bu bilgisayarın başı uzun süredir yazmak için...

Kadın olmak mı öldürülmeden yaşamaya çalışmak mı?

Anne olmak mı zor kadın olmak mı ya da öldürülmeden yaşamaya çalışmak mı? Aslında bu...

En Baba Dembaba mı?

Futbolun ‘F’sinden anlamayan ben nasıl böyle başlık attım. Hiçbir fikrim yok. Ama hoşuma gitti....

İçimde Doymayan Bir Dev Var!

Var mı var vallahi! Hamileliği 6,5 kiloyla tamamlayarak doktorunu bile dumura uğratan ben doğumdan...

Sirkeli Suya Veda; Ilık Duşa Merhaba!

Yüksek ateşle imtihanımız devam ederken aslında doğru bildiğimiz ya da doğru olduğunu sandığımız şeylerin...

Yüksek Ateş Git Başımızdan!

Bugün yüksek ateşle imtihanımızın 3. günü. Bu 3 gündür ne uyku uyudum ne de rahat...

Kategoriler

Yorumlar

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here